Bir Sayfa Seçin

10+ yıllık çalışma hayatımda özel sektör, kamu kurumları ve kurumsal şirketlerde çalıştım, kendi girişimlerim de oldu. Bunların toplamından yaptığım çıkarım, başlıktaki gibi “Girişimci ruhun prangası: Bürokrasi” olarak özetlenebilir.

Bürokrasi kavramını biraz açmam gerekirse; bazen prosedürler, bazen vizyon farkından kaynaklı engeller, bazen yönetici egosu olarak karşınıza çıkabilir. Ekip ve kriz yönetimindeki başarısızlıklar da çorbanın tuzu biberi olur.

Bu duruma çözüm bulmak, tereyağından kıl çeker gibi olmuyor elbette. Bâyezid-i Bistâmî’nin ya da ona atfedilmiş bir sözü ekliyorum.

Arayanlar bulamaz ama bulanlar hep arayanlardır…

Yine klişelerden ve bir o kadar gerçek olan; doğru zamanda, doğru kişilerle, doğru işi yapmak… Nasıl? Çalışarak, isteyerek, yağmur duasına şemsiyeyle çıkacak gibi inanarak, araştırarak, dahil olarak, sorumluluk alarak, bilgi/deneyim paylaşarak… Liste uzayıp gidiyor. Bunların devamında nasibinize yaklaşabilirsiniz, belki de karşılaşabilirsiniz.

Kurumsal bir şirkette işe başlamayı planlıyor ve aynı zamanda girişimci ruhunuzu yaşatmak istiyorsanız, “kurumsal girişimciliğe” ne kadar müsaade ettiklerini araştırın, irdeleyin. Şirketin vizyonu ve hedeflerinin günü/yılı kurtarmak mı, yoksa uzun vadeli bir başarının basamaklarını çıkmak mı olduğunu anlamaya çalışın. Aksi halde ya ruhunuzu şeytana satarsınız ya da birlikteliğiniz kısa süreli olur.

Ve son olarak, girişimci ruhunuza balta vuran karmaşıklığa son verip sadeleşmek ise en temel ihtiyacınız olacaktır. Sadeleşmek derken, gerek hatır ile gerekse maymun iştahlılıkla dahil olduğunuz işler/projelerden uzaklaşmak da buna dahil. Birden fazla projeyi eş zamanlı olarak yürütebileceğinizi düşünüyorsanız, yanılmıyor olabilirsiniz. Bununla birlikte, bu projelerin “birbirini tamamlayan” olması sizi verimli kılacakken, birbirinden bağımsız projeler odak kaybı yaşatabilir.